Hikayemiz Başlıyor

Hiç kendinizi kaybolmuş hissetiniz mi? Ben hissettim. Çok berbat bir duygudur. Nedeni de en olumsuz durumdan bile daha kötü olmasıdır. Kaybolduğunuzda hissizleşirsiniz artık ne mutlu olmanız gereken durumlarda mutlu olabilirsiniz ne de üzülmeniz gereken yerde üzülebilirsiniz. O kadar hissizleşir ki duygularınız; katı, kaskatı, taş gibi olursunuz içinizde fırtınalar koparken. İşin garibi lav alevlerinin ağzınıza kadar geldiğini hissedersiniz ama bir türlü lav canavarını çıkaramazsınız içinizden. Hani derler ya kararsızlık en kötü kararlardan bile daha kötüdür diye. İşte kaybolmuşluk hissi ondan da kötüdür.

Ağlayamazsınız gülemezsiniz öyle kaskatısınızdır. Duygusuz, hissiz ve de müthiş yalnızsınızdır. Zannedersiniz ki sadece siz öylesiniz. Tüm dünya mutlu mesut hayatına devam ederken bir siz aslında oldukça iyi olan hayatınızın labirentlerinde kaybolmuş ve çıkış yolunu bulamaz haldesinizdir. İşin kötüsü labirent sizin hayatınızın labirenti olduğu için çıkış yolunu da siz bulamadıkça kimse size gösteremeyecektir.

Ey sevgili okur ne karamsar bir tablo çizdim sana değil mi? Ama sen istedin benim hikayemi dinlemeyi, merak etme toz pembe sayfalar yakında ya da tam pembe olmasa da karamsar değiller artık. Az daha sabret okumaya.

İşte ben bu kaybolmuşluk hissini kapalı kutu plazamda tam 1 yıl boyunca yaşadım. Bir şey yapmalıydım. Bir şey yapmalıydım ama ne? Bu sorunun cevabını bulmak tam 1 yıl aldı. Sonra bir gece bambaşka bir sabaha uyanacağımı bilmeden yattım.

Sabah olduğunda yataktan kalkan ben değildim. Sanki başka birini gece bedenime koymuşlar ve o kararsız kadın bir daha gelmemek üzere beni terk etmişti. Evet, bir karar vermiştim; artık mutlu olmadığım hiçbir şeyi yapmayacaktım. Hayatımın kontrolünü ele geçirecektim. Artık kararları ben verecek ve tabii ki cezalarını da ben çekecektim. Ama pişman olsam bile bunlar benim kararlarım olacaktı.

Bir düşünsenize 38 yaşında bir kadın bir sabah kalkıyor ve takım elbisesini giydikten sonra artık mutlu olmadığı hiçbir şeyi sürdürmeyeceğine karar veriyor. Hayatı artık bembeyaz bir sayfa ve ona sadece istediklerini yazacak. Bu şansa sahip olabilmek bile başlı başına bir mutluluk.

Hey sevgili okur seni duyuyorum ya sorumluluklar diyorsun. Ödenecek faturalar, çocuğun özel okul parası, evin kirası, bunlar ne olacak diyorsun? O zaman ben de sana soruyorum ey sevgili okur peki ya biz ne olacağız? Bir daha gelecek miyiz bu dünyaya? Peki ya yarın ölmeyeceğimizin bir garantisi var mı bu hayatta? Hadi be canım sende diyorsan sevgili okur buradan sonrası sana göre değil. Var sen yoluna git sorumluluklarınla yaşamaya devam et. Yok haklısın bu hayat benim ve onu her günü değerli kılacak şekilde yaşayacağım diyorsan her gün burada yazacağım yazıları severek takip edeceğini düşünüyorum.

Bu blog 38 yaşında bir kadının biraz geç de olsa yaşamının dizginlerini ele alışının hikayesi. Bazen seni güldürecek bazen de üzecek. Ama emin ol düşündürecek. Üstelik daha hikayeme başlamadım bile.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir