Sokak Kedisi

Evet, sevgili okur dün seni zor bir soruyla baş başa bırakmıştım. Umarım cevabın seni memnun ediyordur. Etmiyorsa da en azından farkına vardın. Farkındalık en önemli şeydir çünkü sonrasında aksiyon alarak durumu düzeltme şansın vardır. İş işten geçtikten sonra anlamaktansa hala vakit varken öğrenmek de kesinlikle daha iyidir.

Neyse gelelim benim hikâyeme ben de sonunda bir birey olarak ne kadar değerli olduğumun farkına vardım. Çarkın içindeyken özgüveni zedelenmiş ıslanmış sokak kedisi gibi ortalarda dolaşan ben, hani şu internette bolca gördüğünüz su birikintisinde aksini kaplan gibi gören kedi yavrusu gibi oldum. Artık içimde bir aslan yaşadığını biliyordum ve onu çıkarmaya hazırdım.

Bu arada laf aramızda ben o resmi çok severim çünkü cesaretin ya da daha doğrusu harekete geçme yetisinin aslında hepimizin içinde var olduğunu hatırlatıyor bana.

Neyse konumuza dönecek olursak bir sabah bambaşka biri olarak kalktım. Plazama gittim, yöneticimle konuşarak istifamı verdim ve 1 hafta içinde 14 yıllık işimden ayrıldım. O kadar kolay mı dediğini duyar gibi oldum sevgili okur. Tabii ki hiç kolay olmadı, ondan önce 1 sene boyunca bol bol kıvranıp ağladığım için artık beynim alışmıştı. Bu artık yapılması gerekendi ve yapılacaktı.

Vedaları oldum olası sevmem ama tabi 14 yılda çok insan birikiyor hayatınızda ve onları bir arada görünce de içinizdeki o küçük kız çocuğu çıkıyor ortaya (bir de sulu gözlü bir de sulu gözlü ki sormayın) her sarıldığınızda bir fasıl ağlıyorsunuz. Tabi insanları da ağlatıyorsunuz. Ah be sevgili okur işin en zor kısımlarından birisi burası baştan söyleyeyim.

Her biri benim için inci tanesi kadar değerli arkadaşlarımın, dostluk her daim baki. Zaten aslında bugün daha iyi anlıyorum ki kariyermiş, işmiş, unvanmış bunların hepsi boş şeyler. İnanın bana bunların hiçbiri mutluluk getirmiyor.

Hani belki duymuşsunuzdur mitolojik bir hikâyeye göre tanrılar mutluluğu nereye saklayalım nereye saklayalım diye düşünmüşler. Sonunda da en iyisi herkesin mutluluğunu kendi içine saklayalım, oraya bakmak akıllarına gelmez demişler.*

İşte asıl mutluluk senin içinde sevgili okur onu oradan çıkarmaksa senin görevin. Ben hala benimkini çıkarmaya çalışmakla uğraşıyorum.

*Eğer bu hikâyenin tamamını okumak istersen Nil Gün’ün ”Mutluluk Kitabı” tam sana göre. Zaten ilk kitap öneri yazımı da bu kitap üzerine yazacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir