Kurulmuş Plak

Kaldığımız yerden devam edelim hikâyemize…

Ne demiştik; evet, bir sabah kalktım büyük bir kararlılıkla istifamı verdim ve kapalı kutu plazamdan çıkmayı başardım. Peki, ne oldu? Ne olduğuna geçmeden önce sevgili okur buradan söylemek istiyorum ki bizimki gibi bir ülkede kendini garantiye almadan işini bırakmak bir delilik. Ben uzun yıllardır çalışan biri olarak neyse ki bir süre de olsa beni idare edecek kadar bir meblağı bir kenara koymayı başarmıştım.

Ama senin böyle bir delilik yapmaya niyetin varsa bu devirde iki kere düşün derim, çünkü gerçekten mangal gibi bir yürek istiyor. Belki bu tür riskleri insanlar genç yaşlarında, henüz sorumlulukları artmadan önce daha kolay alabiliyorlar. Ama benim gibi belli bir yaşa gelmiş biri için hele de sorumlulukların her zaman her şeyden önce, yeri geldiğinde kendinden bile önce geldiği bir kültürle yetişmiş biri için bu çok daha zor.

Oysa sorumluluklarımızı ailemizle paylaştığımız gençlik yıllarında bu tür riskleri almak ve konfor alanımızın dışına çıkmak çok daha kolay. Bir de zamanla yaş aldığımızdan (yaşlandığımızdan demiyorum aman ha yanlış anlaşılmasın, o malum şarkıdaki gibi her yaşın ayrı bir güzelliği var) mıdır nedir o konfor alanı bir tatlı geliyor insana bir rehavet kaplıyor içinizi, zor geliyor bir şey yapmak ya da bir şeyi değiştirmek. Bu değişiklik kendi hayatınıza dair olsa bile.

İşte o rehavetten sıyrılıp yeni hayatıma başladığım o ilk sabah oğlumu okula bıraktıktan sonra uzun bir yürüyüş yaptım sahilde. Tabi aylardan Nisan mevsim de bahar olunca bir tatlı geldi yürüyüş. Sonra deniz kenarında oturdum, bir çay içtim martıları izlerken, fonda Kız Kulesi. Biliyorum diyorsun ki bunları yapmak için niye işi bırakmayı bekledin ki, gidip içseydin bir sabah çayını. Yapması söylemesi kadar kolay değil sevgili okurum. Kendini kaptırdın mı rutine hep aynı şeyleri tekrar eder durursun. Hafta içinde aynıdır, hafta sonun da aynıdır. Kurulmuş bir plak gibi olur hayatın; o kadar alışırsın ki, o plağı senin kurduğunu unutursun. Kaldırıp yeni bir plak takmak ise aklına bile gelmez.

İşte o sabah o sahilde ben plağı değiştirdiğimi biliyordum. Artık farklı bir plak çalacaktı hayatımda ve eğer beğenmezsem onu da değiştirecektim. Çünkü o plağı ben koymuştum ve istediğim zamanda değiştirirdim. Ve inan bana şu an kendime olan güvenimin yarısı kadar bile güvenmiyordum kendime. Üstelik ne yapacağımı da bilmiyordum. Tek bildiğim bir şeyi çok istersem yapabileceğimdi.

Ya sen sevgili okur, bir düşün bakalım. En son ne zaman gerçekten istediğin bir şeyi yaptın. Çok mu zaman olmuş, o zaman kısa bir yürüyüş yapıp (bu soğuk havada uzun uzun yürüyüp hasta olmanı istemem tabii ki) çay içmenin zamanı gelmiş demektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir