Mutluluk Dansı

Uzun yıllar çalışmış ama kendine bir türlü anlamlı hedefler koyamamış bir insanım ben. Bir yıl önce bana sorsanız tek hedefim kariyerimde ilerlemekti. Hayatımın merkezinde işim vardı ve tek hedefim kariyer basamağının bir üst rafına tırmanmaktı. Nasıl böyle olmuştum? Yıllarca başarılı olmuş en alt basamağından başladığım işimde yıllar içinde yükselmiş, konfor alanımı genişletmiştim.

Sektör düzelince çıkarım diye başladığım işim, zamanla hayatımın tümünü kapsar olmuştu; yalnız işim vardı varsa yoksa işim. Artık rahattım; ayın sonunda yatan maaşım, sağlık sigortam, bireysel emekliliğim, sosyal haklarım, vardı da vardı anlayacağınız ve ben daha fazlasını daha fazlasını istiyordum. Daha da ilerlemeliydim mesleğimde, daha çok şey, daha çok şey yapmalıydım.

Ve çok şey vardı istediğim ama henüz yapamadığım.

Peki, o yeni kariyer basamağına çıktığımda ne olacaktı, değişecek miydi hayatım, farklı mı olacaktı her şey? Koca bir hayır, her şey aynı olacaktı; yaptığım iş, sorumluluklarım, ekiplerim, her şey aynı olacaktı. Peki, bunca uğraş ne içindi? Adımın önüne bir unvan eklemek, maaşımı bir kademe daha yukarı çıkarmak için mi? İşte o zaman anladım asıl istediğimin bu olmadığını.

Artık bir şeyler yaratmak istiyordum, yaptığım işin bir anlamı olmasını ve en önemlisi emek verdiğim işin bir ürünü olmasını istiyordum sevgili okur. Altında benim adım yazan bir ürün istiyordum.

Ama zannetme ki hemen bulabildim yolumu, işten ayrıldığımda bir hedefim bile yoktu. Ne yapmak istediğimi bilmiyordum, tam anlamıyla kaybolmuştum.

Ama bugün işten ayrılışımın 9. ayının sonunda artık ne istediğimi biliyorum. Üstelik artık hedeflerim var. Uzun yıllardır ilk kez kendime hedef koyabiliyorum hem de bu hedefleri başkaları değil ben koyuyorum.

İnsanın kendisi için koyduğu hedefleri gerçekleştirmesi daha kolaydır sevgili okur. Neden mi, çünkü inanırsınız kendinize, yapabileceğinize inanırsınız. Başkalarının sizin adınıza koyduğu hedeflerde ise hep bir başarılı olamama ihtimali vardır çünkü onları birileri koyar sizin adınıza, siz inanmasanız da ulaşmaya çalışırsınız o hedeflere. Çoğunlukla da bu inanç eksikliğinden dolayı başarısız olursunuz. Oysa sizin o hedefleri tutturma potansiyeliniz vardır. Ama inanmazsınız içten içe ne konan hedeflere ne de kendinize. Oysa kendimize koyduğumuz hedefler değerlidir tıpkı bizim gibi.

Ben, artık yazmak istiyorum, yazmak, sürekli yazmak. Kelimeler artık aklıma gelmiyor sanki bir nehir gibi akıyorlar. Beynimin yıllarca kullanmadığım yaratıcı kısmı uyandı ve beni sürekli dürtüyor, yaz yaz diye. Ben artık içimdeki seslere kulak veriyorum, kendimi dinliyorum ve yazıyorum.

O içimdeki ses de bir gün küçük bir kız çocuğu oluyor, bir gün yaşını başını almış olgun bir kadın, kimi zaman çocuk, kimi zaman anne oluyorum. Ama size bir şey söyleyeyim mi aylardır ilk kez mutluyum ve yaşadığımı hissediyorum gerçekten. Bir şeyler yaratmanın ne kadar zevkli bir şey olduğunu unutmuşum.
Üstelik artık hedeflerim var, ufak ufak hedefler koyuyorum kendime bu uğurda.

Artık sürekli yazılar yazacağım, bloğum dışında bir işim var. Bugün ilk kez yabancı bir dergide makalem yayınlanacak ve yine bugün bir içerik sağlama şirketinin yazar kadrosuna kabul edildim.

Bugün içimdeki küçük kız çocuğunun günü, o tüm gün ve tüm gece dans edecek ve yine içimdeki olgun kadına sözünü geçirebilmenin mutluluğunu yaşayacak.

Oysa bir yıl önce yaptığım bir konuşmamı hatırlıyorum; işi bırakırsan ne yapacaksın diyorlardı. Hep bilmiyorum diyordum ve de bilmiyordum gerçekten.

Artık biliyorum yaratacağım, yeni şeyler üreteceğim ve üretmenin keyfine varacağım sonuna kadar, çünkü sevgili okur artık sen de biliyorsun, bir insanın isteyip de yapamayacağı bir şey yoktur.

“Mutluluk Dansı” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir