Kalem Kutusu ve Renkli Kalemler

Daha önce söylediğim gibi ben bir defter, kalem kadınıyım. Her şeyi defterlere not alır, rengârenk kalemler kullanmayı severim. Defterin üzerinde gördüğüm o rengârenk yazılar beni bambaşka diyarlara götürür. Teknolojiyi sevmediğimden değil, teknolojiyi de kullanıyorum tabii ki pek çok alanda, ama iş yazmak ve okumak oldu mu biraz gelenekselciyim.

Evet, yazılarımı bilgisayarda yazıyorum ama notlarımı hala deftere alıyorum. Çantamda hala sürekli taşıdığım bir not defterim var.
Kitabı ise hala basılı kitaplardan okumayı seviyorum. Kâğıt ve kitap kokusu en sevdiğim kokulardan. O yüzden basılısı varsa basılmışından okumayı seviyorum kitapları. Kitapçı gezmekse en sevdiğim şeylerden, nerede olursa olsun mutlaka bir gezerim kitapçıları ve genelde de elim boş dönmem. Bir iki kitap alırım.

Ama ne kadar çok istesem de istediğim kadar çok okuyamıyordum. Artık daha fazla zamanım olduğu için daha çok okuyorum. Yakında sizlerle okuduğum kitapları da paylaşmaya başlayacağım. Belki siz de okumak istersiniz onlardan bazılarını.

Eskiden aynı anda birkaç kitabı okuyamazdım, ne garip oysaki oğlum doğduktan sonra aynı anda üç işi yapıp diğerini de düşündüğümü bilirim. Ama işte belki sindire sindire okuma isteğinden, belki mükemmeliyetçilikten hiç aynı anda birkaç kitabı okumamıştım.
Artık okuyorum. Üstelik her biri de ayrı keyif veriyor. Genelde tarzlarının farklı olmasına çalışıyorum sadece. Biri romansa, biri kişisel gelişim, bir diğeri ise finans ile ilgili oluyor. Yazmak kadar okumaya da susamışım sanki okudukça okumak istiyorum. Öğrenecek o kadar çok şey var ki.

Daha önce de söylediğim gibi hayatımda mükemmeliyetçiliğe yer yok. Hiçbir şeyde mükemmel olmaya çalışmıyorum artık. Hepimiz insanız ve tabii ki hatalarımız var. Ben de kendimi olduğum gibi kabul ediyorum ve olduğum gibi seviyorum.

Sakın kendimi seviyorum deyince kendini beğenmiş biri olduğumu sanmayın, sadece kendimi sevmeden hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi sevemeyeceğimi anladım. Önce kendini sevmeli insan, kendiyle barışmalı, ötesi zaten geliyor.

Yine bugünlerde, iki sene önce yurtdışından bayılarak aldığım ama kullanmaya kıyamadığım kalem kutumu ve renkli kalemlerimi kullanmaya başladım. Neden kullanmak için iki sene beklemişim ki? Çok anlamsız. Oysa asıl o günlerde çok özellerdi benim için.

Sizi bilmem ama benim böyle bir huyum vardı; sürekli erteleme sürekli bir şeyleri bekleme. Aman okul açılsın kullanırım, aman kış gelsin giyerim, aman yaz gelsin alırız gibi. Sürekli erteleriz bir şeyleri. Oysa asıl ertelediğimiz hayatımızdır. Yaşamayı erteler dururuz.

Hayat ne yazık ki ertelenecek bir şey değil. Her anını doyasıya yaşamak gerek. Eğer o an çok istiyorsanız, o an yapmalısınız istediğiniz her neyse, çünkü 5 dakika sonra bile size vereceği tat o anki ile aynı olmayacak.

O yüzden siz siz olun kıymetini bilin her bir anın, geçmişte bilemedikleriniz için de hayıflanmayı bırakın. Onlar için hayıflanırken bu anın değerini kaçırmayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir