Vazgeçmek ya da vazgeçmemek…

Hayat bazen size küçük oyunlar oynar; çok istediğiniz bir şey gerçekleşmez, çok beklediğiniz biri gelmez ya da çok yapmak istediğiniz bir şeyi yapamazsınız.

Bugün benim başıma buna benzer bir şey geldi. Uzun saatler üzerinde çalıştığım bir makale, gönder butonuna basmamla püf oldu gitti. Ben tam gönderdim diye sevinirken bir de göreyim; sistemde oluşan bir sorun nedeni ile benim makale tamamen silinmiş. İlk an müthiş bir kızgınlık duydum, sonra bir üzüntü. Otursam ağlayacağım ama öyle bir üzüntü.

Ardından derin bir nefes aldım, dur dedim, bir sakinleş. Aslında sakin olmak sorunları çözebilmenin ilk adımı, evet geri getiremem makalemi ama onu ben yazdım sonuçta, daha güzelini yazabilirim. Sadece biraz daha fazla zaman harcamam gerekecek üzerinde. Ama kim bilir belki ondan da güzel olacak yazdığım makale.
Hayat da aynı böyle bir şey işte; çok isteyip de alamadığınız o iş belki sizi hiç mutlu etmeyecek bir iş. Çok hoşlanıp birlikte olmak isteyeceğiniz adam belki hiç size uygun değil. Belki komşular iyi değil almak istediğiniz evin çevresinde. Çocuğunuz belki mutlu olamayacak onu göndermek için uğraştığınız okulda.

Hayat aslında bir belkiler silsilesi. Yaşayacağımız hiçbir şeyin sonuçlarını göremeyeceğimiz gibi henüz varlıklarından haberdar bile olmadığımız insanlarla tanışabilir, yeni işler bulabilir, yeni okullar görebilir, yeni evler alabiliriz.

Bazen bize düşen sadece suyun kendi yolunu bulmasını beklemektir. Bazı şeyleri siz ne yaparsanız yapın değiştiremezsiniz. Önce bunu kabul etmeliyiz.

Tüm bunları yaşadığımız için mutsuz olmamıza da gerek yok. Mutsuzluk da tıpkı mutluluk gibi bir seçimdir çünkü.

Böyle durumlarda kadere, şansa söylenen insanlar görürüz genelde çevremizde. “Ben de şans olsa” diye başlayan cümleler kurarlar, kadere atarlar suçu. Oysa bu tür olayların şans ve kaderle de ilgisi yoktur. Belki bunlar size daha iyi kapılar açmaktadır. Belki tüm bu olanlar sizin aslında şanslı olmanızdan kaynaklanmaktadır.

Her şey sizin baktığınız yere bağlıdır, ışığı görmek için bakıyorsanız yolun sonuna, inanın iyi bir şey göreceksiniz. Eğer sadece bakıyorsanız görmek umurunuzda bile değilse, yolun sonunda cılız bir mum ışığı olsa bile onu görmez, karanlığa mahkûm edersiniz kendinizi.

Ben yolun sonunda ışığı görenlerdenim, cılız bir mum ışığı var evet, ama yol aydınlığa çıkıyor. Karanlığı da oldum olası sevmem zaten.

O yüzden şimdi makalemi yazmaya gidiyorum. Bu ikinci makalemin ilkinden daha güzel olacağına da eminim. Bence siz de öyle yapın, vazgeçmeyin.

Unutmayın yeni günün bize neler getireceğiniz kimse bilemez.

“Vazgeçmek ya da vazgeçmemek…” için 2 yorum

  1. wordpress bazen saçmalayabiliyor. Benim de başıma geldi bir kere. İnsanın tepesinden kaynar sular boşalıyor 🙂 O günden beri önce word’de yazıyorum yazıları; sonra kopyalayıp, wordpress’e yapıştırıyorum…

    1. Çok haklısın, bu da bir deneyim istiyor. Daha öğrenecek çok şeyim var, paylaşacak da tabii ki.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir