Anlıyorsun Değil Mi?

Hepimizin hayallerinden biri çocuklarımıza dair şeyleri çocuğumuzla birlikte yapabilmektedir. Kimi okulunu göstermek ister, kimi eskiden kalma oyuncaklarıyla birlikte oynamak, kimi de benim gibi sevdiği sanatçıları tanıtmak ister çocuğuna.

Ben bugün oğlumla eşsiz bir gün yaşadım, ikimizin de anılarında yer edecek bir gün. Yıllar sonra hatırlayıp güleceğimiz, ne kadar eğlenmiştik diyeceğimiz bir gün.

Bugün oğlumla Kadıköy- Moda turu yaptık. Önce kitapçıları ziyaret ettik, sayılarının ne kadar azaldığına üzülerek. Kitapları aldık, elimizi sayfalarında gezdirdik, kokularını içimize çektik. Kitap nasıl alınır, nasıl seçilir onu anlattım oğluma. Sonrada onun seçtiği kitaplarımızı aldık.
Kitaplar hep çok önemli oldu benim hayatımda, hep sevdim okumayı. Oğlumun da sevmesini istiyorum. Beraber okuma saatleri yapıyoruz onunla, aynı kitapları okuyup üzerine konuşuyoruz. Öyle keyifli ki kesinlikle tavsiye ederim.

Sonra yürüyüş yaptık Moda’ya, oldum olası severim Kadıköy’ü; çarşısını, sahilini, kitapçılarını hep farklı gelir bana. Her gittiğimde yeni yerler keşfederim. Sanki sürekli dekoru değişen bir tiyatro sahnesi gibidir. Size sorunlarınızı dertlerinizi unutturur kafanızı dağıtır. Rengârenk vitrinleri olan dükkânlar, küçük hediyelik eşya satıcıları, sanat malzemeleri satan dükkânlar hem çok zevk verir insana hem de gerçekten havanızı değiştirir.

Sanatla iç içedir Kadıköy; pek çok sanat merkezi, kültür merkezleri, tiyatrolar, Anadolu yakası denildi mi ilk orası gelir akla.

Biz de alışverişimizi yapıp Moda’ya yürüdük, aslında tramvay da nostaljik bir alternatif olabilirdi ama biz dükkan vitrinlerini geze geze yürümeyi tercih ettik güneşli bir İstanbul gününde.
Artık ne yazık ki açık alanda vitrin gezmek çok zor, pek kalmadı çarşı mantığı, artık alışveriş merkezlerinin yarı çarşılarına mahkûmuz ne yazık ki. Oysa ben gerçek çarşıları özlüyorum için için. O çok sevdiğim sahil kentinde bile yarı çarşılı bir alışveriş merkezi var artık.

Oysa Kadıköy hala direniyor, hala sıra sıra dükkânlar var. Her şeye inat varlığını sürdürmeye devam eden eski esnaflar var.

Sonra da tabii Moda ‘da dondurmamızı yedik, Moda’ya gidip de dondurma yemeden dönmek olmaz.

Ardından oğlumla ne zamandır yapmak istediğimiz bir şeyi yaptık. Barış Manço’nun müzesini ziyaret ettik. Gerçekten çok keyifliydi.

Barış Manço’nun benim hayatımda ayrı bir yeri vardır. Tüm şarkılarını bilirim, tüm kasetlerini almışımdır. Hatta Kurtalan Ekspres ile birlikte plakları vardır bende, babamdan kalma. Ama Barış Manço’yu sevmemin asıl nedeni çocukluğumda ne kadar önemli olduğumu anlamamı sağlamasıdır.
7’den 77’ye neredeyse her bölümünü izlediğim bir programdır. Tek kanallı televizyonumuzun olduğu o dönemlerde program başlasın diye dört gözle bekler soluksuz izlerdik. Hatta program bitince üzülür, sabırsızlıkla bir sonraki bölümünü beklerdik. Hele içindeki “Adam Olacak Çocuk” bölümü onun aslında çocukları ne kadar önemsediğinin bir göstergesi idi.
Onun çocuklara bu kadar önem vermesi önemliydi benim için, çünkü o dönem henüz çocuklar bugünkü kadar çok dinlenmiyordu. Onların birer birey olduğunun bilincine henüz bu kadar varılmamıştı. Her ne kadar benim ailem kardeşime de bana da hep bir birey gibi davranmış olsa da dışardan birinin çocuklara bu kadar önem veriyor olması hoşuma gider, gururumu okşardı.

Bugün onun evini gördüm. Ne kadar sade ne kadar özenle döşenmişti dönemine göre. Şimdiki sözde yıldızlarımızın şaşa dolu yaşamlarını, çok katlı villalarını düşününce gerçek sanatçılığın nasıl bir şey olduğunu hatırladım.

Ölümünden sonra yapılan dedikodular ya da onun özel hayatı beni hiç ilgilendirmedi. İlgilendirmemeli de zaten, benim için önemli olan onun Türk çocuklarını eğitmek, onlara bir şeyler kazandırmak için gösterdiği çabaydı. Onun sayesinde o zaman görmemiz mümkün olmayan dünyanın birçok ülkesini görmüş, o ülkelere özgü pek çok farklı şeyi öğrenmiştik. Ekvator’da çektiği, kuzey yarımküre ve güney yarımkürede suyun akış yönünü gösteren bölüm eminim hepinizin aklındadır.

İşte ben bugün oğlumla çocukluğuma döndüm, ona Barış Manço’yu anlattım, parçalarını dinlettim. Adam Olacak Çocuk’tan bölümler izlettim. Bundan daha büyük bir mutluluk olur mu?
Ve bir kez daha inandım Barış Manço’nun ne kadar büyük bir sanatçı olduğuna.

“Nur içinde yatsın”

İyi ki varmış, iyi ki onu dinlemiş, onun programlarıyla büyümüşüm.

Sizin de vaktiniz olursa ziyaret edin bu güzel ve sade müzeyi, sadece çocukluğunuza dönmek için bile görülmeye değer.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir