Boş Sayfa

Hiç öylece boş bir sayfaya baktığınız oldu mu? Ben her gün size yazmaya başlamadan önce boş bir sayfaya bakıyorum. Üstelik yazmaya başlayana kadar da aklıma hiçbir şey gelmiyor. Ne zaman klavyenin başına oturup yazmaya başlıyorum işte o zaman kelimeler akmaya başlıyor, önce beynimin içinde sonrada parmaklarımda. Herhalde Gazetecilik mezunu olmamdan hep hızlı klavye kullandım. Ama öyle 10 parmak falan değil. Belki bir gün onu da yaparım ama şu an önceliklerim de değil. Ama hızlı yazarım klavyeyle 4-5 parmağımı kullansam da.

Üniversitede henüz benim bir bilgisayarım yokken yakın bir arkadaşımın evinde onun bilgisayarını kullanırdım. Hem kendi ödevlerimi yazardım, hem de arada onun ödevlerini yazardım. Daha hızlı daha hızlı yazmam için beni desteklerdi, o da. Sağ olsun çok faydasını gördüm. Hem sayesinde bilgisayar kullanmayı öğrendim. Hem de ödevlerimi yazma ve basma fırsatı buldum. Böyle böyle kullana kullana gelişti gittikçe klavye kullanımım.

Okulda bize öğretilen hızlı not almaydı. Çok hızlı not da alabilirim mesela. Oysa şimdi not almaya gerek yok, hepimizin akıllı telefonlarında ses kayıt etme imkânımız var. Ne yazık ki o zaman tüm bu teknolojik olanakları tahmin etmek mümkün değildi. Tek teknolojimiz internetti, onu da üniversite son sınıftayken bilgisayarım olunca kullanabildim. Üstelik bir öğrenci için çok pahalıydı. Bayağı yüksek telefon faturası ödediğimi bilirim.

Belki çocuklarımız büyüdüğünde bambaşka teknolojiler bambaşka meslekler olacak. Bizim zamanımızda mesela içerik yazarı, makale yazarı ya da sosyal medya uzmanı yoktu. Sosyal medya zaten hiç yoktu. Biz de gazeteci ve editör vardı. Gazetecilik son derece saygın bir meslekti. Her konuda eğitim verilirdi mesela İletişim Fakültelerinde Ekonomi, İşletme’den tutunda Hukuk ve Sosyoloji’ye kadar her konuda konuşabilmeniz ve yazabilmeniz gerekirdi.

Hangi alanda çalışacağınız belli değildi ki. Ben hem aldığım ekonomi ve işletme derslerinin faydasını gördüm hem de Muhasebe ve Hukuk’un. 13 yıl boyunca İşletme ve Ekonomi mezunları ile omuz omuza çalıştım. Evet, temel düzeydi belki gördüklerim ama denilen her şeyi anladım, her şeye de yorum yapabildim.

Tabii ki ben de boş durmadım. Hep kendimi geliştirmek için çalıştım, eğitimler aldım, sertifikalar edindim. İkinci yüksek lisansımı yaptım. Tüm bunlar gelişmek ve ilerlemek içindi.

İnsanın iki mesleği olması güzel bir şeymiş. Şimdi yeniden eğitimini aldığım işi yapıyorum. Yazı yazıyorum hem de her alanda. Makalelerim yayınlanıyor, görüyor ve seviniyorum.

Kriz nedeniyle girdiğim finans sektöründen yine bir kriz ama bu sefer kendi içimde yaşadığım kriz nedeniyle ayrılıyor ve yıllarca hasretle umutla hiç sezdirmeden beni bekleyen işime dönüyorum.

Ne garip değil mi?

Hep derler ya hayat boş bir sayfa sen üzerine ne yazarsan o oluyor.

Ben artık o boş sayfanın üzerine yazılar yazıyorum. Üstelik her yazdığım yazıdan da bir şey öğreniyorum. Öğrendikçe büyüyor, olgunlaşıyorum.

Son derece mutluyum yazmaktan çok ama çok özlemişim.

Siz neler yazıyorsunuz boş sayfanıza, mutlu musunuz yazdıklarınızdan? Dilerim mutlusunuzdur.

Çünkü hayat mutsuz olmak için çok kısa.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir