Şanslı mı olunur? Şanslı mı doğulur?

Bugün size yine bir hikâye anlatmak istiyorum. Geçen gün internette sosyal medyada dolaşırken denk geldiğim belki sizin de izlemiş olacağınız “My beautiful woman” isimli kısa metrajlı bir film var. Sanırım Kore yapımı bir film. O film tam da bana bu yazıyı yazma fikri verdi.

Doğurmak mı yoksa büyütmek mi?

Bugün size anlatacaklarımı dinledikten sonra siz karar verin bakalım.

Bir sahil kentinde geçiyor olay. Çok eski yıllarda başlıyor. Bu sahil kentinde yaşayan bir bürokrat var ve de onun sevgili eşi. Çok çok iyi anlaşan bir çiftler, uzun yıllara dayanan bir beraberlikleri var. Ancak neylersiniz denemelerine, uğraşmalarına rağmen bir türlü çocukları olmuyor. Tabi o zamanlarda şimdiki gibi tıp ilerlemiş değil. Tüp bebekler, aşılamalar falan yok.

Kaderlerine küsüyorlar. Ne yapsınlar?

Müjdeli haber bir gün bürokratın yanında çalışanlarından birinden geliyor. Oldukça yoksul bir adam bu adamın eşi üçüncü çocuklarına hamile. “Beyim” diyor. “Elde avuçta yok, bu bebeğe bakmamız mümkün değil. Daha diğerlerini büyütemedik. İster misiniz doğacak bebeği, size verelim mi? “diyor. Adamın şimdiye kadar hiç böyle bir düşüncesi olmamış. “Bilmem ki” diyor “bizim hanım ne der?”

Hanıma danışıyor hemen o akşam, hanımefendi de dönemin en iyi eğitim görmüş, en kaliteli okullarında okumuş biri. Daha duyduğu andan itibaren bir kuş uçmaya başlıyor kalbinin üzerinde. Pır pır ediyor içi. Yıllarca uğraşıp didindiği bebeğe böyle de olsa kavuşmak istiyor. Tamam diyor, tabii ki tamam.

Bebek doğuyor, dünyalar güzeli bir kız. Pamuklara sarıp getiriyorlar eve. Aile zaten anlamışsınızdır hali vakti son derece yerinde bir aile. Küçük kız ailenin tek evladı. Babasının biriciği oluyor. Daha bebekken üzerine titreniyor. Aman üşütmesin, aman soğuk almasın. Sonra anne parmaklarından tutuyor, minik kız yürümeye başlıyor. Annenin içi gidiyor o her düştüğünde. Korkuyor, hep içi titriyor ona bir şey olacak diye. Sonra baba diyor, artık beyefendinin mutluluktan kanatları çıkıp uçacak sanki.

Ateşlendiğinde başında bekleniyor. Kâbus gördüğünde yanına koşuluyor. Anne ve babasının biricik kızı o. Yasal olarak da evlat edinildiği için aynı zamanda ailenin tek varisi.

Sonra okula başlama yaşı geliyor, en iyi okullarda okutuluyor. Önce ilkokul ardından Amerikan okullarında okuyor yıllarca. Yabancı dil öğreniyor. Hep çok başarılı bir öğrenci, hiç utandırmıyor anne babasını. Zıddına gururlandırıyor. Sahip olunabilecek en iyi evlatlardan.

Bu arada harika bir insan yetiştiriyor aile, hem pozitif, hem sevecen, hem de herkesi her şeyi seven biri.

Ardından üniversite başlıyor, istediği okulu en yüksek puanlardan biriyle kazanıyor. Sonra okulda kalmaya karar veriyor. Akademik kariyer başlıyor. Asistan oluyor okula, ardından hızla yükseliyor ve çok yakın zamanda da Profesör oluyor.

Bir dönem onu tanıdığımda neden ben diye soruyordu? Neden diğer çocuklar değil de ben?

Ona da söylediğim gibi çünkü o şanslıydı. Böyle harika ebeveynlere sahip olduğu için. Onu hiçbir şey beklemeden sınırsız ve sonsuz sevdikleri için. Onlarla tanışmasa hayatı bambaşka olabilirdi.

Sizce hayatı değişmemiş mi?

Bazen hayatımızda şanssızlık olduğunu düşündüğümüz şeyler, bizim için şanstır. Sadece biraz beklememiz ve görmemiz gerekir.

Annelik ise doğurmak değil sevgi ve emektir. Çünkü doğurmak en fazla saatler sürse de annelik bir ömür sürer ve hiç bitmez. Onun uğruna harcadığınız saatlerinizdir, onu bekleyip uyumadığınız gecelerinizdir. Onu sevmek uğruna harcadığınız bir ömürdür.

Geçenlerde Suna Kıraç ve İnan Kıraç’ın evlat edindikleri kızları İpek Kıraç’ı kucaklarına aldıklarındaki duyguyu okumuştum internette. Onu bir kez kucaklarına aldıktan sonra bırakamamışlardı, artık o onların bebekleriydi.

İşte benim tanıdığım sevgili arkadaşım da aynen böyleydi. Ona bambaşka bir hayat sunulmuştu ve o kendine sunulan bu güzel hayatı yaşamıştı.

Şimdi onun da yavruları var ve o da annesinden gördüğü gibi en iyi şekilde yetiştiriyor onları. Yalnız onları mı bir sürü insanı yetiştiriyor.

Bir sürü insanın hayatını güzelleştiriyor. Ve sevgili anne ve babası, elleri öpülesi insanlar,keşke onlar gibi insanlardan daha çok olsa. Küçük bir bebeğin bambaşka bir hayatı olmasını sağlayacak, onu sevecek, koruyacak ve yararlı bir insan olmasını sağlayacak insanlar.

Dünya böyle güzel kalpli insanlar sayesinde kurtulacak.

Peki, şimdi sevgili okur sana soruyorum;

Şanslı mı olunur? Şanslı mı doğulur?

“Şanslı mı olunur? Şanslı mı doğulur?” için 3 yorum

  1. Şanslı doğulur diye düşünüyorum hem hangi ailede büyüdüğümüz hem de genetik özelliklerimiz, şans sonucu oluyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir