Kendini Dinlemek

Bugünkü konumuza geçmeden önce hepinize bloguma ve facebook sayfama gösterdiğiniz içten ilgi için teşekkür etmek istiyorum. Öyle güzel mesajlar yazıyor, öyle güzel paylaşımlarda bulunuyorsunuz ki inanın çok mutlu oluyorum. Bu blogu açmakla ne kadar doğru bir şey yaptığımı düşündürüyor bana. Ne olur devam edin mesaj yollamaya, hayat paylaştıkça güzeldir. Ve beğeniyorsanız yazılarımı daha çok daha çok kişiyle paylaşın lütfen. Böylece çok daha fazla kişinin hayatına dokunalım. Paylaştıkça çoğalalım.

Evet, gelelim bugüne.

Bu sabaha şiş bir gözle başladım. Hem de öyle böyle değil, bir gözüm tamamen kapanmıştı.

Sonra da gene aksilikler aksaklıklar birbirini kovaladı. Sizin de öyle mi bilmiyorum ama her şey üst üste gelir böyle zamanlarda. Bende de tam olarak öyle oldu. Önce telefonum kitlendi, telefonumu açtım, PIN kodunu hatırlayamadım. Bilgisayarı açtım bilgisayar kitlendi. Böyle aksaklıklarla geçti bir iki saat.

Neyse ben tabi azimliyim ya, o gözle devam ettim yazmaya. Eh tabi, yetişmesi gereken işler, yazılması gereken yazılar var.

Oysa böyle zamanlarda aslında durup biraz kendini dinlemek gerekir. Çünkü vücudunuz size bir şey anlatmaya çalışıyordur.

Yoruldum diyordur belki, biraz soluklan. İzin ver bana dinleneyim diyordur. Ama biz duymayız onu, görmezden geliriz. Ve işte sonunda o da kendini aynen böyle gösterir. Sen dinlemezsen ben dinletmeyi bilirim der.

Şimdi bu yazıyı tek gözlü bir korsan olarak yazıyorum. (Resimdeki de benim korsan bayrağım) Gözümü dinlendirmek amacıyla biraz çay koydum üzerine bakalım biraz da şişi inerse rahatlayacağım.

Ben aslında bu tür şeylere çok alışkın bir insanım. Yoğun çalıştığım dönemlerde gücümün azalıp azmimin hastanelerde sonuçlandığı çok zamanlar olmuştur.
Hatta birinde sağ olsun yöneticim kendisi taşımıştı beni hastaneye. O zamanda yorgunluktan işyerinde tansiyonum düşmüştü.

Vücudumuz asında bize bir emanet, ona çok iyi bakmamız lazım. Kendimize dikkat etmemiz ve zorlamamız lazım. Bir insan için en önemli şeylerden biri sınırlarını bilmektir. Ne yazık ki bilmeyiz çoğumuz sınırlarımızı, nerede durmamı gerektiğini kestiremeyiz bir türlü. Sonra da sağlık sorunları birbirini kovalar.

Ben tabii hala öğrenmeye devam ettiğim için kendimi tanımaya vücudumun sınırlarını da tam olarak ayarlayamıyorum. Eskiden hiç dikkat etmezken sağlığıma şimdi biraz daha dikkat ediyorum. Büyüdükçe ve geliştikçe daha çok dikkat edeceğim biliyorum.

Kendini dinlemenin başka bir yoludur vücudunuzu dinlemek, aynı ruhumuzu dinlememiz gerektiği gibi vücudumuzu da dinlemeliyiz. O usul usul konuşur aslında bizimle. Biz dinlemeyi öğrenirsek onu çoğu hastalıkla daha kolay baş edebiliriz.

Ve tabii ki moral bozmamak önemlidir. Sabah ilk gördüğümde gözümü, “off dedim ne yapacağız şimdi” Sonra bir gülme geldi;

Bak dedim tek gözü kalmış canavar oldun, o kahkaha sonrası da artık olumsuz düşünmem mümkün değildi. Resmen dalga geçtim kendimle, ne yalan söyleyeyim çok da eğlendim. Ama gözümün bana söylemek istediğini de dinledim. Bugün için ilave bir işe almadım mesela sadece elimde kalan işlerimi bitirdim.

Arada kendisiyle dalga geçmek iyi gelir insana, negatif düşünceleri atar kafanızdan. Siz de deneyin bakın ne kadar iyi gelecek size.

Siz de ihmal etmeyin kendinizi, kulak verin vücudunuzun sesine. Bırakın konuşsun sizinle, anlatsın derdini. Siz de onun isteklerine uygun davranın. Üşüttünüzse mesela hafif hafif ağrıyorsa boğanız içmeyiverin soğuk şeyleri, uykunuz varsa çok fazla o gün biraz daha erken yatın, yağmurluysa hava şemsiyesiz çıkmayın, dikkat edin kendinize. Vücuduyla inatlaşmak onun sınırlarını zorlamak kimseye iyi gelmez inanın.

Unutmayın önce biz iyi bakacağız kendimize çünkü bize ihtiyacı olan insanlar var. Sadece yanlarında olmamız bile ne çok kişinin hayatını değiştirir bir düşünsenize.

Haydi bakalım yeni bir güne sağlıkla uyanmayı dileyelim, bir sonraki yazıya kadar sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir