Çiçeği Büyütmek

Bugün size kendi çocukluğumdan bir anımı anlatmak istiyorum. Bugün annem hatırlatmasa belki de belleğimin gizli sayfalarında saklı kalacak belki de zamanla tamamen unutacaktım.

Ben ilkokulu 3 öğretmen değiştirerek bitirdim. İki bayan öğretmen bir de erkek öğretmen gördüm. Üçü de emeklerini benden esirgemediler. Üçü de gerçekten iyi öğretmenlerdi. Erkek ilkokul öğretmenlerinin sert olduğunu söyleyenlere de inanmayın. Yumuşacık pamuk kalpli öğretmenler de vardır aralarında.

İlk öğretmenimden başlayalım. İlkokula Güneydoğu’nun Paris’inde başladım. Doğdum şehir, bugün İstanbul’dan akın akın turlar düzenlenen, herkesin bir hafta sonu gitmek için can attığı, pek çok yazar, politikacı, akademisyen ve doktor yetiştiren bir şehirdi. En çok da yemekleri ile tanınırdı, hala da öyledir. Hatta gastronomi şehri diye tanıtanlar bile vardır artık.

İlk öğretmenimin adı Güler Sarıfakı’ydı. İlkokula başlanan bir öğrenciye nasıl kucak açılırsa öyle kucak açtı bize. Sevgiyle ağır ağır anlatırdı. Okumayı söküp kırmızı kurdele aldığım gün dün gibi aklımda inanın. Hırslı bir öğretmendi Güler Hanım, en iyisini öğrensin isterdi öğrencileri. Bizde çok çalışırdık ve de çok okurduk hatırlıyorum. İkinci sınıfta bile okumam gayet iyiydi.
Eğer hala hayattaysa ve görürse yazdıklarımı bana güzel yazmayı ve en önemlisi okumayı sevdirdiği için minnettarım ona. Çünkü biliyorum ki okumayı sevdirmek zor bir şeydir.

Üçüncü sınıfa geçtiğim yıl, o sahil kentine yerleştik babamın işi dolayısıyla ve orda bambaşka bir öğretmen sarıp sarmaladı beni. O kadar kaygılıydım ki okulun ilk günü hatırlıyorum. Her yer yabancıydı; okul, arkadaşlar öğretmen, birinci sınıftan daha çok kaygılı hissettiğimi hatırlıyorum. Ya sevmezlerse beni, ya hiç arkadaşım olmazsa ya öğretmenim beni sevmezse.
Küçücük bir çocuğun sırtına yüklenmemesi gereken bir yük değil mi? O yüzden hep çok çaba gösterdim oğlum aynı okuldan mezun olsun diye. Yaşadım biliyorum zordur okul, değiştirmek, ortam değiştirmek.

Sınıfa girdiğim an Hafize Bilgenoğlu kucakladı beni. Aynı bir anne gibi, sıcacık sevgi doluydu kucağı. “Arkadaşınız, aramıza yeni katıldı, onu çok seveceğinizden eminim.” dedi. Ben o kıvır kıvır saçlı küçük kız işte o an sevdim onu, her ne olursa olsun biliyordum öğretmenimin arkamda olduğunu. Küçük bir çocuk için ne büyük bir mutluluktur bilir misiniz öğretmeninin onu sevdiğini, onun arkasında olduğunu bilmek. İşte o zaman bir güven geldi bana.

İki sene boyunca hep çok çalıştım, daha çok okudum, daha çok yazdım. Sırf öğretmenimi mutlu etmek için çalıştım Evet, bende matematik kafası pek olmayabilir ama ne öğrendiysem matematikle ilgili inanın Hafize öğretmenimdendir. Çok zorlansam da matematikten nefret etmemi engelledi. Onu bir ders olarak görmemi sağladı. Tarih, Coğrafya ve Türkçe’yi de tutkuyla sevdirdi bana. İnsanların farklı yetenekleri olduğunun daha o yıllardan bilincindeydi sanki. Her öğrencisini ayrı sever yeteneklerine göre davranırdı. Hiçbirimizi yapamayacağımız için zorladığını hatırlamam mesela.

Ne yazık ki 4. sınıfta özel bir okula geçti öğretmenlik yapmak için.

O yıl sırf ona küstüğümden geçmedim o özel okula, terkedilmiş hissettim kendimi. Oysa o da tabii ki çok doğal olarak kendi çocuklarını düşünüyordu. Onlara daha iyi imkânlar tanımak için daha çok kazanması gerekiyordu. Şimdi düşünüyorum da belki de kendi için çok doğru bir şeydi yaptığı. Öğretmenim benden sonra nice nice çocuklar yetiştirdi, yakın zamana kadar da yine özel bir okulun müdürlüğünü yapıyordu.

Ama bana açtığı kucak hiç kapanmadı, ben de ne zaman karşılaşsak ne zaman onu düşünsem hep sevgiyle andım. Hep de öyle anacağım.

Ve son olarak 5. Sınıf öğretmenim Turgut Bulman’a gelelim. Yaşlandığımdan mıdır nedir bir türlü hatırlayamadım soyadını, ama soyadını geç hatırlamış olmam son sene bizi nasıl sarıp sarmaladığını, bize gösterdiği sevgiyi değiştirmez. Hafize öğretmenimden sonra Turgut öğretmenim kol kanat gerdi, devam etmemizi sağladı çalışmaya. Pes etmek yok dedi, bir sınav var önünüzde hem de Anadolu Lisesi sınavı. O zamanlar çok önemliydi ya tıpkı şimdiki gibi.

Oysa bizi biz yapan o sınavlarda aldığımız puanlar değil, bambaşka şeylerdir. Ama onu o küçük kızın bilmesi mümkün değildi tabii ki.

Bir erkek öğretmenin de en az bir bayan öğretmen kadar sevebileceğini gösterdi. Bana o son yıl hayatımın son yılında yaşattığı ve öğrettiği tüm güzellikler için teşekkür ederim öğretmenime.

Üç öğretmenle bitirdiğim o güzel ilkokul yıllarımdan yine de en çok neyi hatırladığımı sorarsanız sanırım en çok Hafize öğretmenimin o mis kokusunu ve gülen yüzünü derim. O küçük kız çocuğunun aklında yer eden o koku hala burnumda inanır mısınız? Tıpkı bir anne kokusu gibi.

Bu üç güzel kalpli öğretmenime bana verdikleri emek ve sevgi dolu yıllar için teşekkür ediyorum. Bir insanın gerçekten iyi bir birey olmasını sağlayan önce ailesi sonra ona ilk eğitimini veren öğretmenleridir. Hatta bazı durumlarda öğretmen ailenin bile önüne geçebilir.

Bugün mutlu bir bireysem bunda çocukluğumu mutlu geçirmemi sağlayan öğretmenlerimin payı büyüktür. Hepsinin ellerinden saygıyla öpüyorum. Emekleri için sonsuz teşekkürler ediyorum.

Ellerine henüz bir tohumken ulaşan bendenizden güzel çiçekler açtığını görmek eminim onları da çok sevindirecek ve gururlandıracaktır.

Lise ve ortaokul öğretmenlerimden de hayatıma dokunan bende etkisi olanlar büyüktür, onlara da başka bir yazıda değinelim ne dersin sevgili okur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir