Mavi Masmavi Bir Gökyüzü

Biliyorum sevgili okur benden umut dolu bir yazı bekliyorsun. Umuda o kadar çok ihtiyacımız olduğu günler yaşıyoruz ki.

Kötü insanların her yerde olduğu artık başıma bir şey gelmeden eve varabilecek miyim kaygısı duyduğumuz, çocuklarımızı, kendimizi korumak için çırpındığımız bir dünyada yaşıyoruz.
Büyük bir travma geçiriyoruz ama ne sığınacak bir yerimiz ne de destek alacak kimsemiz var.

Korkularımız yüzünden gittikçe yalnızlaşıyor, ıssızlaşıyoruz.

Birkaç haftadır oğlum bir okul gezisine gitmek istiyor. Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri ile gidecekleri konaklamalı bir gezi bu.

Ben ailem tarafımdan her zaman özgür yetiştirildim. Babam Güneydoğu kültüründen gelen bir insan olmasına rağmen biz iki kız kardeşi son derece modern yetiştirdi, okuttu. İki kızını beğenmeyip erkek çocuk isteyen akrabalarına laf dedirtmedi.

“Gelin gelin, doğura doğura kız mı doğurdun” diyen akrabalarına karşı annemi ezdirmedi. Kız evladın aslında ne kadar kıymetli olduğunu, ilerine ona kızlarının bakacağını anlattı durdu. Elinde avcunda ne varsa biz iki kızı okutmak için harcadı.

Biz de hiç onun yüzünü eğdirmedik, hep çok çalıştık. Başarılı olmak ayaklarımızın üzerinde durmak için çalıştık.

Annem hep “mesleğin altın bileziğindir kızım” derdi. Bu yüzden daha nişanlıyken “gerek yok ki senin çalışmana ben bize bakarım” diyen eşimi dinlemedim.

Bu yüzden hep bir işim, bir kazancım olsun diye çabaladım.

Daha 12-13 yaşlarındayken tek başıma Çanakkale’de bir kampa gitmiştim. Annemle babam bizim kendimize güvenen bireyler olmamızı istiyorlardı onlar için kız erkek farklı değildi ki. İnsan insandı ve kendine güvenmeliydi. Önce kendine güven gerekti hayatta, gerisi gelirdi.

Bende oğlumun kendine güvenen bir birey olmasını istiyorum. Onun içinde bu geziye gönderecektim. Ama anneliğim galip geldi, son birkaç gündür duyduğum, yaşadığım, gördüğüm şeylerden sonra karar değiştirdim.

Yalnız ülkeme değil tüm dünyaya neler olduğunu anlayamıyorum gerçekten. Hary Potter’daki kötü adam Lord Voldemort sanki insanları ele geçirmiş. İçlerini ölü yiyicilerle doldurmuş gibi. Ne oldu bizim insanlığımıza dostluğumuza? Nerden çıktı bu kadar sapkın insan bu sapıklıklar nasıl türedi? Nasıl birbirimizin canına kasteder hale geldik?

Bence biz gitgide insan olduğumuzu unutmaya başladık. Yeniden hatırlamalıyız insan olduğumuzu, çocuklarımıza da öğretmeliyiz.

Yoksa yakında yaşayacağımız bir ülkemiz olmayacağı gibi dünyamız da olmayacak.

Belki de bugünlerde çocukların o saf henüz kirlenmemiş dünyalarına sığınmalıyız. Sizi bilmem ama ben öyle yapacağım.

Ve umut edeceğim bu gecenin bir gün biteceği ve şafağın elbet geleceği üzerine. Mavi, masmavi umut dolu günlerin geleceği üzerine.

Ne güzel demiş Cemal Süreya;

“Mavi bir renkten daha fazlası, sonu olmayan bir gökyüzü ve umut dolu bir deniz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir