Kağıt Bardak

Bazen küçük bir şey küçük bir simge ya da eşya insana ne kadar çok şeyi çağrıştırır. Giden sevgilinin arkasından bulunan ufacık bir eşya sanki size tüm yaşadıklarınızı yeniden yaşatır. Birkaç dakika içinde onunla yaşadıklarınız, konuştuklarınız ve paylaştıklarınız gözünüzün önünden geçer.

Üstelik böyle dakikalarda da kötü yönleri hatırlanmaz sevgilinin. Zıddına hep iyi yönleri hatırlanır ve özlenir. Sanki sevgili dünyadaki en iyi, en mükemmel insandır.

Oysa her insan gibi sevgilinin de pek çok kusuru vardır. Ama bu anlarda görülmez pek kusurlar.

Benim kağıt bardak hikayemde biraz böyle bir hikaye. Biliyorsunuz yeni işime başladım. Ama çok uzun yıllar aynı şirkette ve aynı kültürde yaşamış olmanın verdiği alışkanlıklardan kurtulamadım. Bunlardan en kötüsü de kağıt bardak.

Yeni işyerimde pek çok yerde olduğu gibi bir mutfak ve de cam bardaklar var. Ama ben nedense her sefer gidip kağıt bardaklardan alıyorum. Neden mi, nedeni çok basit tamamen alışkanlıktan, çünkü ben alışmışım kağıt bardağa.

Bilirsiniz özellikle plaza tipli açık ofis çalışan işyerlerinde ortada bir su sebili, çevresinde çeşitli çaylar, kahve makinesi ve de kağıt bardaklar bulunur. Çok eskiden bu bardaklar kağıt değil plastik bardaklardı, hatırlıyorum kağıt bardaklar olsun diye ne büyük bir uğraşı verdiğimizi. Su ya da çay kahve istediğinizde de doğal olarak bu kağıt bardakları kullanırsınız.

Tabii ki kalabalık ortamlarda kağıt bardak çok mantıklı çünkü o kadar insana cam bardağın yetişmesi mümkün değil.

Bu işte tam da bir kültüre, bir yaşam biçimine alışmanın anlatımıdır. Ben şahsen bunu daha iyi anlatabilecek bir örnek bulamam. Farkına varmadan alışırsınız zamanla size o kadar normal gelir ki farklı olanı yadırgamaya başlarsınız.

Geçen gün ben yine kağıt bardağımı almışken sevgili mutfak görevlimiz “Neden kağıt bardak alıyorsunuz, burada sizin için bir sürü cam bardaklar var “ dediği ana kadar farkında bile değildim yaptığımın. Onun için normal olan cam bardak kullanmaktı tabii ki. Bir sürü cam bardak dururken neden kağıt bardak alayım ki değil mi ama. Oysa bu tam da bir alışkanlıktı. Kabullenmek ve var olanla yetinmekti.

Her sabah su sebilimizin önünde birkaç dakika duraklıyorum. Elim kağıt bardaklara gidiyor önce, sonra diyorum “hayır, artık cam bardak var”.

İnce belli bardağıma koyuyorum çayımı sonra da rengini göre göre tadını ala ala içiyorum.

Merak etmeyin zor da olsa alışkanlıkların da önüne geçilebiliyor sadece farkına varmak lazım. Ben farkına vardım artık suyumu bile cam bardakta içiyorum.

Siz de bir düşünün bakalım hayatınıza işlemiş ama farkında olmadığınız alışkanlıklarınız var mı? Belki yavaş yavaş bu alışkanlıklardan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir