Çay ve Simit

Zaman insanoğlunun en değerli şeyidir bence. Her an hayatımızdan gidiyor. İşe başlayalı 3 haftadan fazla oldu. Zaman ne yazık ki hiç yetmiyor.
Akşam eve geldiğimde yorgun olduğumdan ne yazık ki akşamlardan da hayır yok bana. Sadece o gün mutlaka yapmam gereken eşim ya da oğlanla ilgili bir şey varsa onu yetiştirebiliyorum. Fazlasına şu an ne yazık ki gücüm yetmiyor.

Bakalım belki zamanımı daha etkin kullanmaya başladıkça durumlar değişir.

Bugün sizinle işini iyi yapmak için uğraşan insanlar üzerine konuşmak istiyorum. Bu kişilerden mutlaka sizin çevrenizde de vardır. İş dediğimi de sakın büyük işler olarak algılamayın basit ama hepimizin hayatında yeri olan işlerden bahsediyorum.

Mesela her sabah simit aldığınız simitçi, bakkalınız ya da size çay getiren görevliniz. Ne yaptığının önemi yok, benim gözümde hepsi aynı.

Eğer işlerini keyifle ve iyi yapıyorlarsa siz de onlarla kurduğunuz ilişkiden keyif alıyor ve devam etmesini istiyorsunuz.

Örneğin bizim ev ve çevresindeki mahallenin bir sokak simitçisi var. Yaşlı bir amca ama herkes onu tanır çok da lezzetli simidi vardır. Hem de dürüsttür elindeki kötüyse taze değilse asla size vermez ya da daha sıcağı varsa önce onu verir. Yakınlarda simit fırını olmasına rağmen herkes bu amcadan alır simidini. O da hiç aksatmadan, beyaz saçına kamburu çıkmış vücuduna aldırmadan, ne yapalım ekmek parası der ve gelir her gün iki kere.

Mahalleli artık ezberlemiş onun geçiş saatlerini zaten bir sabah, bir akşamüstü geçer. Sabah kahvaltı, akşam 5 çayı saati simidi için. Geçen gün gene yanımdan geçerken düşündüm. Acaba neden herkes bu adamcağızın geçişini bekliyor diye. Nedeni belli iki tatlı dil, hoşsohbet ve tanışmışlık. Herkes ona güveniyor, taze ve güvenilir mal sattığına inanıyor, o yüzden de başkasından almak istemiyorlar. Bu güveni sağlayan da amcanın işini iyi yapmasıdır aslında.

Bir başka güzel örnek de bizim şirketteki çay servisi yapan hanımlardan biridir. Aaa ne basit iş onun da iyi yapılması mı olur demeyin, asıl zor işler bize basit görünen işlerdir ve asıl eksikliği o basit işleri yapanların yokluğunda hissedersiniz.

Ben her ne kadar oldukça zor alışsam da bu çay servisi işine, birinin işini severek yaptığını yapılan işin kalitesinden anlarım. Geçen sabah oldukça yoğun çalışıyorum, bu bayan içeri girdi. “Size ne getireyim” dedi.

“Güzel çayın varsa içerim” dedim. Hemen tazecik tavşan kanı bir çay geldi.
Sonra üzerinden biraz geçti ben haldır haldır doküman okurken “Çok yoğunsunuz bir Türk kahvesi yapayım mı? İyi gelir” dedi.

“Valla dedim çok iyi olur” Hemen yaptı geldi sağolsun. Ama o kahvenin bana o kadar iyi geleceğini ben bile tahmin edememiştim. Beni kendime getirdi, kafamı toplamamı sağladı.

Sakın yanlış anlamayın burada önemli olan sürekli hizmet edilmesi değil, kurulan empati ve ilişkidir. Bir kişinin işini iyi yapabilmesi için neyi ne zaman yapacağını bilmesi gerekir. Onu da en iyi kendini karşısındakinin yerine koyduğu zaman yapabilir.

Tıpkı simitçi ve bizim sevgili görevlimiz gibi işini iyi yapan insanların çoğu neyi ne zaman yapacağını karşısındakinin ne istediğini bilen insanlardır.

Sizin de işinizi iyi yapmanız için dünyanın en büyük işini yapıyor olmanız gerekmez. Sadece işinize saygı duymanız ve yeri geldiğinde karşınızdaki kişilerle empati kurmanız yeterlidir.

Eğer işinizi böyle yaparsanız ister simit satın ister çay koyun varlığınız her zaman hissedilir, yokluğunuz da sizi aratır.

Hadi ben şimdi sıcak çayımı içerken siz de düşünün bakalım sizin çevrenizde de böyle yeri doldurulamaz kimseler var mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir