Koşulsuz Sevgi

Ah sevgili okur, ayrı kaldım bu aralar senden. Yoğunluktan akşamları yazmaya vakit kalmıyor.

Eve o kadar yorgun geliyorum ki ancak gündelik işleri yapıp yatabiliyorum. Sonra ertesi gün tekrar erkenden kalkmak, günler peş peşe geçiyor ve Pazar günü kendimi sanki kamyon çarpmış gibi hissediyorum.

Bir de şu bahar, yorgunluğu ve alerjisiyle geliyor her sene. Sanki bu sene ağaçlar ve çiçekler daha bir polenli, önce oğlum sonra ben alerji oldum. Bahar yorgunluğu ise geçmek bilmiyor.

Bir güç kendimi sıkıştırdım ve yeniden kitap okumaya başladım. Belki bahsetmişimdir, ben bir şey okumadan kendimi aç, susuz gibi hissediyorum. Okumalı, mutlaka bir şeyler okumalıyım.

Kitap okumak en çok da metroda hoşuma gidiyor. Evimden işime gittiğim o saatlerde kitaplar beni bambaşka dünyalara, bambaşka hayatlara götürüyor. Bazen çevremde cep telefonları ile oyun oynayan insanları görüyorum. O da bir keyif biliyorum, benim de zamanında çok oynamışlığım vardır. Ama inanın bir kitabın size verdiği keyfin onda birini bile veremez.

Bugün metroda başka bir olay yaşadım, aslında onu paylaşmak için yazmak istedim bu gece. Yoksa yorgunluk konusunda dünden ya da evvelsi günden kalır yanım yok. Hele de haftanın 5. gününde olduğumuz düşünülür ise tam anlamı ile dökülüyorum.

Bankada çalışırken en mutlu günüm Cuma günüydü. Çünkü iki gün bana kalırdı, çok severdim Cumaları ama burada Cumartesi de yarım gün çalıştığım için ne yazık ki dinlenecek çok az zaman kalıyor.

Neyse gelelim metrodaki olaya, metroda kucağında küçük bir çocuk ve yanında yaşlı bir kadınla orta yaşlarda bir kadın bindi. Çocuğun küçük olmasından önce kadının anneannesi diğerinin de onun arkadaşı olduğunu düşündüm. Ama yakından baktığımda ve çocukla konuşmasını dinledikçe çocuğun annesi olduğunu anladım.

Çocuk avazı çıktığı kadar ağlıyor kadın da onu susturmaya çalışıyordu. İki kadın da çok çaresizdi. Çocuğunsa ıstırap çektiği her halinden belliydi. Elini sürekli ağzına götürmesinden dişlerinin çıktığını tahmin ettim, sanırım ateşi de vardı. Avazı çıktığı kadar ağlıyor ve annesinden medet umuyordum. O kadar üzüldüm ki elimden bir şey gelse inanın yapardım. Anne çırpınıyordu, iki kadının konuşmalarından duyduğum kadarıyla doktordan geliyorlardı.

Zaten yoğun iş saatinde çocukla sokağa çıkacak tiplere de benzemiyorlardı. İkisi de tip olarak hali vakti yerinde insanlara benziyorlardı. Sonra annenin uğraşları ve bebeği umutsuzca oturduğu yerde sallamaları sonucunu verdi ve bebek uykuya daldı. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Etrafa bir sessizlik hakim oldu, sanki herkes rahatlamıştı.

Hemen eski günlere döndüm bebek uyuyup etraf sessizliğe bürününce, kendi oğlumu düşündüm. Bebekliğini, ilk diş çıkarışını, ilk anne demesini, uykusuz gecelerini, anaokuluna başladığı ve tüm bir yılı hasta geçirdiği o zorlu yılı düşündüm. Artık o kadar çok doktora gitmiştik ki doktor bizi yatıştırmaya çalışıyordu, panik olmayın bu yıl böyle geçecek diye. Sonra anaokulundaki ilk doğum gününü hatırladım, hiç hoşuna gitmemişti herkesin onla ilgilenmesi başlamıştı ağlamaya.

İlk gösterileri, okuma bayramı, parmaklarım ağrıyor yazamıyorum diye ağlamaları. Dile kolay yıllar geçmiş bu sene ilkokul bitiyor, oğlum büyüyor. Bir sayfayı daha kapatıp ortaokullu olacağız.

Sonra metrodaki kadın geldi aklıma gene çaresizliği, kendini yalnız hissedişi, o kadar iyi anlıyordum ki onu, insanın böyle zamanlarda aklına ilk gelen şey;

“Ben iyi bir anne miyim?” diye sormak oluyor, sonra da kendini suçluyor. Eğer konuşabilseydim, o kadına şunu demek isterdim.

“Geçecek, inan bana bu da geçecek ve onu büyürken seyrederken anlayacaksın ki onu koşulsuz sevdikçe ve güvenle arkasında durdukça zaten iyi bir anne olacaksın. İyi bir anne olmayı öğreneceksin.”

Hepimizin eminim kendimizce hatalarımız, yanlış yaptıklarımız vardır, çünkü biz insanız. Hatalar insanlara mahsustur.

Ama yüreğimizin o en derin yerine duyduğumuz sevgi ve şefkat bizim iyi birer anne olmamızı sağlayacaktır.

Unutmayın annelik çoğu zaman yüreğinin söylediği şeyi yapmaktır.

Okuruma Not: Resimdekiler oğlumun bebekliğinden çekilmiş o büyülü anlar, her anın kıymetini bilin onlar geri gelmiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir