Mutsuzluk da Hayata Dair

Bazen tek ihtiyacınız olan şey uzaklaşmaktır. Kendinizden, kaygılarınızdan, isteklerinizden, korkularınızdan her şeyden uzaklaşmak. Hiçbir şey düşünmemek ve hiçbir şey beklememek. Kendinizden, hayattan kaçmanın bir başka adıdır, uzaklaşmak.

Uzaklaşmak herkes için kolay değildir. Ne işinizi, ne ailenizi öyle bırakıp gidemezsiniz çoğu zaman. İşte tam da bu durumlarda kendinizi bırakırsınız hayatın akışına, savrulan bir yaprak misali, o daldan o dala savrulursunuz. Her gün aynıdır sizin için, beklentisiz, birbirinin tekrarı günler. Nedeni artık umut etmeyi, hayal kurmayı bırakmanızdır.

Ben, tam da böyle bir dönemden geçtim aslında. Uzaklaşmak isterken uzaklaşamadığım, sorumluluklarımı bırakamadığım ama savrulan bir yapraktan farkım olmayan bir dönemden geçtim. Hiçbir şey istemediğim, hiçbir şey beklemediğim hayatın monotonluğuna kendimi bıraktığım bir dönemden.

Kendimle baş başa kaldım, hatta çoğunlukla kendimi dinledim. Başlayıp bitiremediğim kitaplar, tamamlayıp beğenmediğim yazılar. İzlemek isteyip sonunu beklemeye sabredemediğim filmler oldu. Yazıp yazıp vazgeçtiğim, yazmaktan bile bunaldığım anlar oldu.

Kendimle kavga ettiğim, kendimden nefret ettiğim ve kendimi ölesiye eleştirdiğim zamanlar oldu. Bütün çelişkileri ortaya karışık bir halde yaşarken fark ettiğim en önemli şey;

İnsanın mutlu olmadan başka birini mutlu edemeyeceği oldu.

Bugün çoğumuzun yaptığı hata bu değil mi? Mutsuzluğun dibinde dolaşırken sahte gülümsemelerle ortada dolaşıp aman kimse anlamasın diye uğraşmıyor muyuz?

Neden korkuyoruz yaralarımızın görünmesinden? Hadi birbirimizi kandırdık diyelim, kendimizi kandırabiliyor muyuz?

Oysa mutluluk kadar mutsuzluk da normal bir durum aslında. İnsana dair bir şey. Üstelik nasıl mutluluk gelip geçiciyse mutsuzluk da gelip geçici bir his.

Mutlu olabilmek için önce sizi mutsuz eden şeyleri bulup onları ortadan kaldırmak gerekiyor bence. Bunu çok yakın bir zamanda keşfettim ve beni mutsuz eden şeylerin bir listesini çıkardım kendimce.

Şimdi o liste üzerinde çalışıyorum, belki listemdeki mutsuzlukların tamamını ortadan kaldırmam mümkün olmayacak ama düşünsenize yarısını bile ortadan kaldırsam benim için çok büyük bir adım olacak.

Bu blog, benim tüm duygularımı paylaşmak üzere kurduğum bir blogdu. Ama geriye dönüp bakıyorum da hep kendimi güçlü hissettiğim anlarda yazmışım. Oysa insanoğlunun çıkışları kadar inişleri de var.

Ben duygusal olarak bu inişlerden birini yaşadım, sabah yataktan kalkıp işe gitmek istemediğim sabahlarım oldu.

Yazı yazmak istemediğim günler, haftalar hatta aylar oldu ki hep söylerim yazmak yazabilmek benim için son derece önemlidir. Yazmak, birileriyle duygularımı paylaşabilmek bana kendimi en iyi hissettiren şeylerden aslında.

Ruh halim değişmeye başladı mı bilmem ama bakış açım değişti. Artık mutsuzluklarımı da mutluluklarım kadar önemsiyorum. Onlar benim için beni mutluluğa götüren ekmek kırıntıları. Onları ortadan kaldırmadan mutlu olamayacağımı biliyorum.

Artık hedefim mümkün oldukça mutsuzluklarımı ortadan kaldırmak.

Kim bilir belki de mutluluk, mutsuzluklarıyla başa çıkabilenlerin boynuna takabileceği bir kolyedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir